Sosyal Anksiyete Bozukluğu

Sosyal Anksiyete Bozukluğu

Sosyal Anksiyete Bozukluğu (Sosyal Fobi), bugün dünyanın en büyük üçüncü ruh sağlığı sorunudur.

Güncel epidemiyolojik veriler, sosyal kaygı bozukluğunun herhangi bir zamanda nüfusun yaklaşık %7'sini etkilediğini göstermektedir.

Sosyal kaygı, diğer insanlarla etkileşimi içeren sosyal durumlara dair korkudur. Sosyal kaygının, başkaları tarafından olumsuz yargılanma ve değerlendirilme korkusu ve endişesi olduğu da söylenebilir. Yaygın bir rahatsızlıktır ve bir kişinin hayatının çoğu alanında endişe ve yeti yitimine neden olur. Kroniktir çünkü kendi kendine geçmez.

Sosyal Anksiyete Bozukluğu ile ilgili sıkça sorular sorular

Sosyal fobisi olan kişileri huzursuz eden durumlar arasında topluluk önünde konuşma, topluluk önünde sunum yapma, yeni kişilerle tanışma, topluluk önünde yemek yeme, umumi tuvaletleri kullanma, başkalarının görüşlerin karşı çıkma ve üstleriyle konuşma sayılabilir.  

Bu tip durumlarla karşılaştıklarında bu kişiler tipik ola­rak söyleyecekleri veya yapacakları şeylerin utanmalarına veya aşagılanmalarına sebep olabileceğini veya anksiyetelerinin, daha sonra bunu olumsuz değerlendirecek kişiler tarafından fark edilebileceğinden endişelenirler.

Toplumda "utangaçlık" diye tabir edilen durum ile sosyal anksiyete bozukluğu arasındaki sınır belirsizdir. Sosyal anksiyete bozukluğu bulgularının toplum arasında yaygınlığının %20 ila %40 arasında olduğu tahmin edilen "utangaçlık"tan çok farklı değildir. Bu bağlamda uygun ayrımın bireyin işlevsellik düzeyiyle yapılabileceği bildirilmiştir. 

Özetle utangaçlık kişinin akademik, sosyal, mesleki hayatında ve kişilerarası ilişkilerinde işlevselliğin bozulmasına sebep olacak nitelikte ise bu duruma sosyal anksiyete bozukluğu denir.

Sosyal anksiyete bozukluğu için tipik başlangıç 11 ile 15 yaş arasındadır. Bu rahatsızlık tipik olarak kronik ve aralıksız süreğen şeklindedir. Tedaviye başvurma sırasındaki ortalama yaş 30'dur. Bu bağlamda sosyal anksiyete bozukluğu olanların yıllarca durumlarının "utangaçlık" düzeyinde olduğunu düşünerek tedaviye başvurmakta geç kaldıkları bunun da ciddi akademik, sosyal ve mesleki yeti yitimine sebep olduğu söylenebilir. 

Dr. Şengül Altınöz - Psikiyatrist & Psikoterapist
WhatsApp Destek Hattı